7 Nisan 2018 Cumartesi

Mart Ayında Okuduğum Kitaplar - 2018

Selam! 👋


Mart ayında okuduğum kitapları şöyle bir baktığımda kendime göre çok güzel bir denge kurduğumu görüyorum. Her ne kadar konuşma dilinde yazılsa da tespitleri, anlattıkları ile epey ağır bir kitap olan "Gecenin Sonuna Yolculuk" gibi bir kitabın ardından "Tarçın Dükkanları"na başladım ama aforizmalarla dolu iki kitabı üst üste okumak iyi gelmeyince aralara çocuk kitapları sıkıştırıverdim. 😍

"Yeni Komşumuz Komo" gibi bir gece, yatmadan önce gülümseyerek okudum. Yine bir akşamüstü Küçüğüm'ün çizimleri, naif cümleleri ile gözlerim doldu. (Ay ne yalan söyleyeceğim ağladım.) Sonra çok geç olsa da Mary Poppins ile tanıştım, sihirli bir dünyaya adım attım. Tüm bu kitapların ardından Tarçın Dükkanları'nı da bitirip Mayo Kitap'ın Türkçe'ye kazandırdığı Savaşın Son Kışı'na başladım aynı gün. Öyle böyle ay bitti, yanıma kar kalan da 6 güzel kitap oldu. 📚


2018 Mart Ayında Okuduğum Kitaplar

Gecenin Sonuna Yolculuk - Louis-Ferdinand Céline

Okumaya başlamadan önce Goodreads'teki yorumları okuyup çok heyecanlandığım Gecenin Sonuna Yolculuk, beni hayal kırıklığına uğratmadı.

Gecenin Sonuna Yolculuk, Fransa'dan başlayarak Afrika'ya ulaşan oradan Amerika'ya sonra yeniden Fransa'ya, Paris'e kadar ilerleyen bir yolculuğu konu alıyor. Savaşın insan psikolojisi ve yaşamı üzerindeki etkilerini çok doğal bir dille ve tüm çıplaklığıyla anlatıyor.

Yeni Komşumuz Komo - Yasemin Özer

Yeni Komşumuz Komo'yu 2018'in ilk kitap alışverişi içerisinde bizim ufaklık için satın aldığımı yazmıştım. İlk okumasını bu ay yapmış oldum. Bakalım ona kaç kez okuyacağız? 👶

Azıcık hüzünlü, çocuklar için biraz fazla gerçekçi bulsam da yine de çok sevimli bir hikaye olduğunu inkar edemeyeceğim. Kendi ağacına çıkan, oradaki yeni komşularıyla birtakım olaylar yaşayan genç koala Komo'nun hikayesini çocukların 3 yaşından itibaren anlayabileceklerini düşünüyorum. Doğruyu - yanlışı göstermek için güzel bir hikaye olabilir.







Küçüğüm - Germano Zullo

Doğrudan Goodreads yorumumu yapıştırıveriyorum: 80 sayfa, 80 cümle, 80 çizimde anne ile bebeğinin yumuşacık, duygu dolu yaşam döngüsü, en gerçekçi ve naif şekilde anlatılmış. 👩‍👦 






Mary Poppins: Gökten İnen Cadı - P.L. Travers

İyi cadıların genellikle sevimli, naif ve hoşgörülü olmasına alışıksanız -ki hepimiz öyleyiz- Mary Poppins ile tanıştığınızda azıcık şaşırabilirsiniz. Tıpkı dadısı olduğu iki küçük çocuk gibi okuyucu da şaşırtan bir karakter Mary Poppins. Diğer kitaplarını okumak için sabırsızlanıyorum. 


Tarçın Dükkanları - Bruno Schulz

Tarçın Dükkanları, belki başka zaman okusam çok daha fazla seveceğim bir kitap olabilirdi. Birbiri ile bağlantılı öykülerden oluşan kitapta yine de altını çizdiğim, etkilendiğim pek çok bölüm oldu.

Savaşın Son Kışı - Jan Terlouw

İkinci Dünya Savaşı'nda Hollanda'da geçen Savaşın Son Kışı, 16 yaşında bir gencin mücadelesini anlatıyor. Hollanda ve Belçika'da çocuk klasiği olarak sayılan bu kitap bana kalırsa her yaştan kişinin okuyup seveceği bir kitap. Heyecanlı, merak uyandırıcı ve duygusal hikayeyi ben çok severek okudum. 

Bunları da Seversin!



Beni aşağıdaki adreslerden de takip edebilirsiniz! 👇

Tumblr 📌

İnstagram 📷

Goodreads 📚



14 Mart 2018 Çarşamba

Son Zamanlarda Neler İzledim? - Film Önerileri


Selam! 👋

Bu yıl başından itibaren pek çok güzel film izledik. Şimdi dönüp bakınca filmleri ne zaman izlediğime dair not almadım diye azıcık üzülüyorum. Bu nedenle izlediğim filmleri gün gün not etmeye başlayacağım sanırım. Malum, bazı filmler kitaplar kadar derin ve ilham verici olabiliyor. Onları ne zaman, hangi ruh haliyle, ne anlayarak izlediğimi hatırlamak çok özel olabilir. 

Özetle, 2018'in ilk 2.5 ayında izlediğim tüm filmlerin listesini bırakamasam da aşağıya bu yıl severek izlediğim filmlerin olduğu küçük bir liste bırakıyorum. 

Şimdiden keyifli seyirler! 🍭

Coco (2017)


Animasyon izlemeyi çok ama çok seviyorum. Disney Pixar'ın animasyonlarının yeri de benim için çok ayrı. Tanıtımlarını görünce çok heyecanlandığım Coco, bugüne kadar izlediğim en iyi animasyon filmlerinden biriydi diyebilirim. 

Kaybettiğimiz sevdiklerimizi ancak unuttuğumuzda gerçekten kaybedeceğimizin altınızı çizen, hayallerimizin peşinden koşmamızı öğütleyen film, en derin duyguları harekete geçiriyor. Öyle ki filmin sonunda sadece ben değil arkamızdaki küçük çocuklar bile ağlıyordu. İlk kez bir animasyondan duygulanan ve annesi tarafından teselli edilen çocuklar gördüm. 😡

Özetle; çizgileri, kurgusu, hikayesi muazzam filmi mutlaka izleyin. 

The Shape of Water (2017)


Eksileri de artıları da olan ama nihayetinde özgün bir hikayeye sahip Shape of Water yakın zamanda izlediğim bir film. Amelia tarzında, bana kalırsa azıcık özenti sahneleri, bana zorlama gelen bazı bölümleri nedeniyle kusursuz diyemeyeceğim film yine de aldığı övgülerin pek çoğunu hak ediyor.

Farklılıkların bir araya getirdiği iki canlının romantik hikayesini anlatan Shape of Water'ın bu yıl Oscar'da; en iyi film, en iyi yönetmen, en iyi prodüksiyon tasarımı ve en iyi film müziği ödüllerini topladığını da unutmamak gerek. 

The Breadwinner (2017)


The Breadwinner'da Afganistan'ın Kabil şehrinde, Taliban'ın acımasız ve baskı dolu yönetiminde yaşayan küçük bir kızın hayatını kazanma çabasını anlatılmış.

Babasının tutuklanmasından sonra ailesinin geçimini sağlamak için bir erkek çocuğu kılığında çalışmaya başlayan bir yandan da babasını kurtarmak için mücadele eden küçük kız çocuğu Pervane'nin acıklı öyküsü bence sizi de derinden etkileyecek.

Daha önce çok severek izlediğim Song of the Sea'nin yaratıcılarının hazırladığı animasyonda aynı çizgiler ve masalsı ögeler hakim. Animasyon sevmeyenleri bile etkileyecek bu filmi mutlaka izleyin derim.

Wonder (2017)


Farklı ve özel insanların hayat hikayelerini okumanın da izlemenin de çok önemli, ilham verici olduğunu düşünüyorum. İzleyebileceğim filmlere göz atarken Wonder'a gördüğümde bu filmi severek izleyeceğimi tahmin etmiştim.

Doğuştan farklı bir yüz ile doğan Auggie'nin okula başlamasıyla güvenli ortamından çıkmasını, yeni dostluklar edinmesini konu alan filmde okullardaki zorbalığın ne kadar can sıkıcı hale geldiği de vurgulanmış. Bence yetişkinler kadar çocukların da izlemesi gereken film, ilham verici filmler listenizde kendine güzel bir yer bulabilir.

Dunkirk (2017)


2. Dünya Savaşı'nda Almanlar tarafından kapana kısılan 400.000 İngiliz askerlerinin Dunkirk'te bir iskele üzerinde hayatta kalma çabasını konu alıyor. Klasik savaş filmlerinden farklı bir bakış açısı olduğunu düşündüğüm film, askerlerin ve sivillerin savaştan nasıl etkilendiğini; havada, denizde ve karada mücadele eden insanların yaşadıkları üzerinden anlatıyor. 

Yer yer durağan ve sıkıcı bir hal alsa da genel olarak başarılı bir film bana kalırsa. Hele bir de Christopher Nolan hayranıysanız kaçırmayın. Son olarak film 2018 Oscar'da en iyi kurgu ödülünü de aldı.

Three Billboards Outside Ebbing, Missouri (2017)


Oscar'da en iyi film ödülünü almasını temenni ettiğimiz ama maalesef sadece en iyi kadın oyuncu ve en iyi yardımcı erkek oyuncu (sonuna kadar hak ettiklerini düşünüyorum) ödüllerini alan Three Bilboards Outside Ebbing, Missiori, kızının katilini bulmak için onun katledildiği yoldaki reklam panolarına manidar sözler yazılı afişler astıran bir kadının hikayesini anlatıyor.

Karşılaştığı zorluklara ve kendisi dışından yaşanan olaylara karşı ne olursa olsun dik duruşunu bozmayan bir annenin mücadelesini izleyeceğiniz filmin akışı ve kurgusu gerçekten çok başarılı. Bir izleyin derim.

Food, Inc. (2008)


Gelelim belgesellere... Çok iç açıcı olmasa da yeme-içme sektöründeki gerçekleri gözler önüne seren belgeseller izlemek az da olsa hepimizi bilinçlendiriyor. Hayvanlara yapılan eziyetler, sağlığımızı hiçe sayan karmakarışık içerikler konusunda oldukça başarılı ve vurgulayıcı bir belgesel olmuş Food, Inc. 

Belgeselde gösterilen tesisler Amerika'da olsa da bu tip işlemlerin tüm dünyada yaygınlaştığı bir gerçek. Alabileceğimiz önlemleri görmek ve kestirmek adına bu tip yapımları seyretmeye devam edeceğim. 

Kedi (2016)


İstanbul'un kedileriyle tanışmak ister misiniz? 🐱Kediler ve onlarla birlikte yaşayan insanların yaşamlarından kesitler sunan Kedi, bugüne kadar izlediğim en sıcak ve samimi belgesellerden biri.

Güzel hikayeleri seven herkese bu belgeseli izlemeli. 💗

Bunları da Seversin!





Beni aşağıdaki adreslerden de takip edebilirsiniz! 👇

Tumblr 📌

İnstagram 📷

Goodreads 📚


8 Mart 2018 Perşembe

8 Mart Dünya Kadınlar Günümüz Kutlu Olsun mu?

Selam! 👋


Bugün 8 Mart. Etrafta her yerde kadınların ne kadar özel, değerli olduğuna dair pek çok paylaşım dönüp duruyor. En büyük markalardan tutun da ilkokul arkadaşlarımıza kadar her özel günde olduğu gibi sosyal medyada herkes ahkam kesiyor. Bazı reklamlar, paylaşımlar gerçekten çok özel ve güzel. Ama ben ne olursa olsun 8 Mart'ı kutlamanın hiçbir anlamı olmadığını düşünüyorum.

Bu yüzden de Instagram hesabımda şöyle bir paylaşımda bulundum. 

Buradan da sizlerle paylaşmak istedim. 


Naçizane önerilerim olacak. Bence kulak verin. 

8 Mart'ı kutlamayın. Onun yerine: 
- Çalışmaktan, çabalamaktan, tırnaklarınızın kırılmasından korkmayın. 

- Süslü kıyafetleriniz kadar kitapları, bilimi, sanatı, müziği sevin. Zihninizi güçlendirin. Dengeyi kurun. 

- Kadın olmanın, "Kız gibi yapmanın" getirdikleriyle övünün. Çünkü başardıklarımız ve başarabileceklerimizin bir sınırı yok. İyi ki! 💪

- Kısıtlı, eksik, daha az özgür hissetmeyin. Bunu hissetmenize yol açacak densizlere yol verin. 

- Her yaptığınızı destekleyen, gülüp geçmeyen adamları sevin. Erkek ya da kadın olmanın farklarını saymakla bitiremeyen herkesi hayatınızdan çıkarın. Özellikle de erkek gücüne tapan kadınları...

- Çiçek almayı, küçük bir kız çocuğu gibi şımartılmayı da hor görmeyin, sevgilisini mutlu etmek için çabalayan bir kadını da. Mutluluğun, aşkın cinsiyetsiz olduğuna artık inanın. 💛

- Çığlık atmayı, bağırmayı, kahkahalar ile gülmeyi ve envai çeşit bol sesli eylemi dilediğiniz an gerçekleştirin. - Evlatla, eşle, anayla ya da babayla sağlam ilişkiler kurun tabii ama kimse için değil kendiniz için yaşayın.

- Lütfen üretin ve öğretin. Kendinize ve başkalarına kılavuz olun. 👩‍⚕️👩‍🎓👩‍🏫👩‍⚖️👩‍🌾👩‍🍳👩‍🔧👩‍🔬👩‍💼👩‍🏭👩‍💻👩‍🎤👩‍🎨👩‍✈️👩‍🚀👩‍🚒

Tüm bunları bir güne sıkıştırmayın. Kadın olmanın keyfini çıkarın. 💪🤘

Diyeceklerim bu kadar olmasa da bu kadar diyeyim. Kötü ve iğrenç konulara hiç girmeyeyim. Zaten her gün yeterince moralimiz bozuluyor. 😒 

Daha fazla bir şey söylememe gerek yok sanırım...

Sevgiler!

Beni aşağıdaki adreslerden de takip edebilirsiniz! 👇

Tumblr 📌

İnstagram 📷

Goodreads 📚

2 Mart 2018 Cuma

Dizi Önerisi: This Is Us

Selam! 👋

Neredeyse 4-5 yıldır bir diziyi düzenli takip edip gerçekten keyifle izlemiyor(d)um. Birkaç diziye başlayıp sonrasında ısınamadığım için yarıda bıraktım, pek çoğunu ilk bölüm izleyip rafa kaldırdım. 

Hem dizilerin bana hitap etmemesi hem de nedense artık dizi izlemenin vakit kaybı gibi gelmesi nedeniyle sadece iyi hissetmek istediğim zamanlarda Gilmore Girls bölümlerinden birkaçını açıp izliyordum. 

Ta ki geçtiğimiz aylarda This Is Us ile tanışana kadar. 

Dünyanın en iyi dizisi olmadığının farkındayım ama aileme çok bağlı biri olarak dizideki tüm duygusal durumlar beni çok fazla etkiledi.  Belki de bu nedenle Franny'nin Paltosu'nda ilk kez bir dizi önerisi içeriği yayınlıyorum. 


Geçmişle Bugün Arasında Geçen Bir Hikaye

Üçüz bebek bekleyen bir çiftin doğum esnasında bebeklerinden biri kaybetmesinin ardından gelişen hikaye, aynı gün hastaneye bırakılan siyahi bir bebeği evlat edinmeleri ile daha da ilginç ve duygusal bir hal alıyor. 

Çocukların doğumundan sonra ergenliklerine kadar geçen süreçte ailenin yaşadığı inişli çıkışlı olaylar, Jack ve Rebecca'nın aşkları ve çocuklarına olan muazzam yaklaşımları eşliğinde bana kalırsa gerçekçe bir şekilde anlatılıyor. 


Bunun yanı sıra üç kardeşin ve Rebecca'nın günümüzdeki hayatları da bu hikaye ile iç içe şekilde ele alınıyor. Yani bol flashbackli, bol bağlantılı bir dizi This Is Us. 

Siz de benim gibi duygusalsanız; merakla, heyecanla, gözyaşlarıyla, istemsiz tebessümlerle izleyeceğiniz bir dizi olacağını garanti ediyorum. 

İzleyecek olanlar için dizinin akışı, konusu hakkında çok fazla bilgi vermiyorum çünkü öyle bir kurgusu var ki çorap söküğü gibi ilerleyiveriyor her şey. 


Dizi hakkında hakkında biraz daha bilgi alabilmeniz için IMDB sayfasını ziyaret edebilirsiniz. 

Şimdiden keyifli seyirler!


*Tüm görseller IMDB sitesinden alınmıştır.

Bunları da Seversin!




Beni aşağıdaki adreslerden de takip edebilirsiniz! 👇

Tumblr 📌

İnstagram 📷

Goodreads 📚

1 Mart 2018 Perşembe

Ocak - Şubat Ayında Okuduğum Kitaplar - 2018

Selam! 🙋


Şubat biterken ocak ayında okuduğum kitapları paylaşarak bu yılın ilk "okuduğum kitaplar" serisini azıcık düzensiz başlatsam da "Hiç yoktan iyidir." diye düşünmekten de kendimi alamıyorum. 🙈

Bakalım 2018'in ilk iki ayında neler okumuşum?

2018 Ocak Ayında Okuduğum Kitaplar

Feniçka - Lou Andreas - Salome

Kitabın yazarı; Nietzsche, Rilke ve Freud'un sevdiği bir kadın olduğundan okuyan herkesi saygılı ve hayranlık uyandıran bir ön yargı sarıyor bir kere. O dönemde dahi kadının toplumdaki yerini ve gücünü kanıtlayabilen bir kişi olması da ayrı bir güzellik. Feniçka'da yazardan izler olduğu da aşikar ama bana daha doyurucu bir kitap olabilirmiş gibi geldi. 

Ayı Paddington - Michael Bond

Ayı Paddington'u animasyon filmiyle tanıyıp aşık olmuştum. Naif, saf ama güçlü karakterlere bayılıyorum. Paddington da bir çocuğun ya da yetişkinin hayatına girebilecek en renkli ve sevimli karakterlerden biri bence. Ortaya çıkış hikayesi de mükemmel. Mutlaka araştırın. 💛

Ölümcül Yumurtalar - Mihail Bulgakov

"Doğanın işleyişine müdahale etmek ne kadar doğru?" , "Bilimsel gelişmeler, yanlış kişiler ve yanlış amaçlarla kullanıldığında ne gibi felaketlere yol açabilir?" , "Devrim niteliğindeki buluşlar, farklı nedenlerden ötürü irili ufaklı felaketlere dönüştüğünde suç, bu devrimi başlatanda mı yoksa farklı yollara sürükleyenlerde midir?" gibi envai çeşit soruyu zihninize yerleştirecek, akıcı, özgün bir kitap.

Homunkulus - Aleksandar Prokopiev

Homunkulus, hepimizin bildiği masallara farklı bir yorum katıyor ve arka planda kalan karakterleri masalların odak noktası haline geliyor. "Yetişkinlere masallar" olarak adlandırılan hikayelerin hepsini çok sevmesem de genel olarak farklı bir kitaptı.

Bir Çöküşün Öyküsü - Stefan Zweig

Goodreads değerlendirmelerini okuduğumda herkesin bayılarak okuduğu bir kitap olduğunu görünce büyük beklentiler içine girdim. Ama nedense ben çok sevemedim...

Genç Bir Doktorun Anıları - Mihail Bulgakov

"Okuduğum süre boyunca genç doktor ile yatıp kalktım." desem yalan olmaz. Her öyküyü severek, merakla, kimi zaman irkilerek okudum. Dönemin Rusyası'nı en güzel şekilde yansıtan, farklı karakterlerin öyküsüyle döneme de ışık tutan harika bir kitap. Herkesin keyifle okuyacağını garanti edebilirim. 

Aşk Hikayesi - Erich Segal

"Aşk, asla üzgün olduğunu söylememektir." Üzerine kitaptan uyarlanmış 70 yapımı Love Story filmini izlersem (ilk izlediğimde kitabı olduğunu bile bilmiyordum) tam olacak.

Kumpanya - Sait Faik Abasıyanık

Sait Faik'in dilini ve tavrını en iyi hissedebileceğiniz kitaplar diye bir liste olsa bu kitap mutlaka o listede olurdu.

Kumpanya'nın içinde üç uzun öykü var. Benim gönlümü kitaba ismini veren Kumpanya öyküsü oldu. Ama hepsi birbiriyle uyumlu, bir günde keyifle okuyup bitereceğiniz üç öykü okumak isterseniz bu kitap yerinde bir seçim olacaktır.
Yılanı Öldürseler - Yaşar Kemal

Yaşar Kemal'e olan hayranlığım İnce Memed ile başladı ve okuduğum diğer kitaplarıyla devam edecek gibi görünüyor. "Namus" davasına elini annesinin kanına bulamak zorunda kalan bir çocuğun hikayesini anlatan kitabı okurken yine kendimi Anadolu'da bir köyde olanları izliyormuş gibi hissettim.

2018 Şubat Ayında Okuduklarım

Ocak ayında nasıl bir kitap kurduysam şubat ayında da bir o kadar tembel tenekeydim. Kitap okumanın dışında başka şeyler de yapmaya üşendim, öylece günleri bitiriverdim. Sonuçta da koca ayda sadece 2 kitap okuyabildim.

Ucuzayiyenler - Thomas Bernhard

Kafa karıştırıcı, oldukça farklı bir anlatıma sahip Ucuzayiyenler, okuduğum ilk Thomas Bernhard kitabı. Tek bir kitapla yazarı tanımak mümkün olmasa da bu kitaptan sonra diğer kitaplarını da merak ettiğimi söyleyebilirim.

Gecenin Sonuna Yolculuk - Louis - Ferdinand Celine

Ve şubat ayının son kitabı. Uzun zamandır içinde bu kadar çok altı çizilecek cümle olan bir kitap okumamıştım. Hayatı ve insanları en gerçek halleriyle gösteren Gecenin Sonuna Yolculuk; savaşı, onun izlerini bir karakterin gözünden anlatıyor.

Bunları da Seversin!



Beni aşağıdaki adreslerden de takip edebilirsiniz! 👇

Tumblr 📌

İnstagram 📷

Goodreads 📚

26 Ocak 2018 Cuma

2018'in İlk Kitap Alışverişi

Selam! 👋

2017'de Okuduğum Kitaplar içeriğinin ardından buralara hiç uğramadığımı, 2018'in ilk ayında sadece tek bir içerik yayınladığımı görünce azıcık vicdan azabı çekip hemen bu yılın ilk kitap alışverişini paylaşmak için bilgisayarın başına geçtim. 

İşte 2018'in ilk kitap alışverişi!


Yeni yılda iki kişilik ailemize küçük bir üye daha katılacağından zaten sürekli olarak okuyup satın aldığım çocuk kitaplarına olan ilgim daha da artacak gibi görünüyor. Öyle ki bu yılın ilk alışverişinde de üç çocuk kitabı var.


Charles M. Schulz'un meşhur Peanuts çizgi karakterlerini çok seviyorum. Favori karakterlerim Charlie Brown ve Linus. 💛 İçinde çok güzel çıkartmalar olan bu kitabı büyüdüğünde bizim ufaklıkla paylaşmak durumunda kalacak olsam da şimdilik kendim için aldım Başkan Snoopy'i. 😊

Jan Terlouw'un Hollanda ve Belçika'daki okullarda bir klasik olarak okutulan kitabı Savaşın Son Kışı, çok sevdiğim ve harika kitaplar basan Yüz Kitap'ın çocuklar için kurduğu Mayo Kitap yayınevinden çıktı. Henüz çok yeni bir yayınevi olmasına karşın ileride hem kendim hem de çocuğumuz için harika kitaplar satın alacağımı düşünüyorum. Bu kitabı da okumak için sabırsızlanıyorum.

Gelelim küçük Mercimek için satın aldığım ilk kitaba! 😇💫 Beni tanıyan herkes koalaları ne kadar sevdiğimi bilir. Hatta sevgilimle en sevdiğimiz hayvan koaladır, onu da küçük bir koala gibi severim. (Özel hislerimi bu şekilde söylemek beni biraz utandırıyor. 🙈) Bu yüzden bebeğimizin de ilk kitaplarından birinde bu sevimli hayvan ile tanışması çok güzel olur diye düşündüm. 6 ay - 5 yaş arasındaki minikler için hazırlanan kitabı şöyle keyifli bir anımda okumak için bir köşeye ayırdım. Sonrasında ona okurken konuya hakim olmam gerek. 💛

Ve tamamını Idefix'ten yaptığım alışverişimin son kitapları...

Neredeyse her alışverişimde Goodreads'te ya da beğenerek takip ettiğim; yazarların, editörlerin, çevirmenlerin sosyal medya hesaplarında severek okuduklarını gördüğüm bir kitabı da ekliyorum sepetime. Bu alışverişteki o kitap Kibritleri Çok Seven Küçük Kız Oldu. Kendi kitaplarını özenle ve önerilere kulaklarını kapayarak seçen biri olarak bu tür yenilikler hoş oluyor benim için.

Cortazar'ın Ayak İzlerinde Adımlar'ı ise evdeki seriyi tamamlamak ve sevgilinin yüzünü güldürmek için alışverişe eklendi. Bütün öykülerinin yer aldığı ikinci kitabı okumadan önce ilk kitabı okumam gerek.


2018'deki ilk kitap alışverişim genel olarak bakıldığında "pek sevimli" durmuyor mu? 😏

Sevgiler! 💙

Bunları da Seversin!



Beni aşağıdaki adreslerden de takip edebilirsiniz! 👇

Tumblr 📌

İnstagram 📷

Goodreads 📚

2 Ocak 2018 Salı

2017'de Okuduğum Kitaplar

Selam!



Henüz aralık ayında okuduğum kitapları yazamadım ancak Goodreads'in katkılarıyla 2017'de okuduğum kitapların listesini hızlıca paylaşmak istedim.

Öncelikle benim okuma rutinim bu ay epey sallantılıydı. Normal şartlarda 100 kitap okumayı hedeflerken sadece 53 kitap okuyabilmişim. 15.803 sayfa okuduğumu görünce vicdan azabım biraz azaldı ancak 2017'de daha fazla kitap okumak isterdim.


Yukarıda bu yıl okuduğum en kalın - en ince kitapların yanı sıra en popüler ve en az popüler kitabı (Goodreads'e göre) da görebilirsiniz. 

Vee işte 2017'de okuduğum kitaplar!



Bu yıl hevesle ve ısrarla okumayı bitirmeye çalıştığım 20 kitaplık hedef listemi maalesef tamamlayamadım. O listeden geriye kalan; Mahpus, Albertine Kayıp, Yakalanan Zaman ve İnce Memed 4 kitaplarını bu sene okuyup bitireceğim elbette ama bu sene böyle bir liste yapar mıyım bilmiyorum. 🙈

Bu yıl hayatımdaki bazı değişiklikleri de göz önüne alarak hedefimi daha küçük tutup 50 kitaplık bir hedef koydum kendime. Geçersem ne mutlu, geçmezsem de yanıma kar kalan yine bir sürü güzel kitap olacak. 

Siz 2017'de neler okudunuz, 2018 için hedefleriniz ne?

Not: 2017'de okuduğum kitaplar hakkında ay ay hazırladığım içeriklerin tümüne ulaşmak için tıklayın!

Sevgiler! 💙

Bunları da Seversin!



Beni aşağıdaki adreslerden de takip edebilirsiniz! 👇

Tumblr 📌

İnstagram 📷

Goodreads 📚

14 Aralık 2017 Perşembe

Ekim - Kasım Aylarında Okuduğum Kitaplar - 2017


Selam! 👋

Son içeriğimden bu yana epey vakit geçmiş. Taslaklara girdiğim konu başlıkları dolayısıyla yazılacak içerikler de birikivermiş. Bugün takvime bakıp ayın ikinci haftasının bitmek üzere olduğunu görünce artık bir yerlerden başlamam gerektiğini düşündüm veee karşınızdayım!

Ekim - kasım aylarında okuduğum kocaman ve incecik kitaplar sayıca az gözükse de bana harika bakış açıları kattı. Bu iki ayda favori kitabım ise elbette ki Savaş ve Barış'tı. Siz de yıllardır okumaktan korktuğum bu kitaptan çekiniyorsanız lütfen tüm ön yargılarınızdan arınıp onu okumaya başlayın. Zaten güzelliklerinin detaylarını aşağıda anlatıyor olacağım.

Şöyle bir baktığımda 4 roman, 4 öykü ve 1 masal kitabıyla yılın son ayına hoş geldin dediğimi görüyorum. Bakalım aralık ayında bu yılki hedefimi gerçekleştirip "2017'de mutlaka okuyacağım 20 kitap" listesini tamamlayabilecek miyim?

2017 Ekim Ayında Okuduğum Kitaplar

İnce Memed 2 - Yaşar Kemal

Serinin ilk kitabında Yaşar Kemal'in sonsuza doğru akıp giden anlatım gücüne hayran kalmış, "Roman nedir?" sorusuna kısa ve öz bir tanım bulmuştum. İkinci kitap da aynı şekilde; akıcı, merak uyandırıcı, insanların yaradılışıyla ilgili alt metinlerle doluydu. Yaşar Kemal her şeyi o kadar net, o kadar dolaysız ve en gerçek haliyle anlatıyor ki kendinizi kaptırmamanız mümkün değil.

Yakupyan Apartmanı - Ala El Asvani

Mısır'ın eski ve yeni arasında kalmış insanlarını konu eden Yakupyan Apartmanı, siyasi ve duygusal çatışmaların bir arada ele alındığı bir roman. Hızlıca okunan, farklı kişiliklere sahip kişilerin içindeki bulundukları durumları kıyaslayarak çeşitli alt metinler sunan kitabı ben sevdim. 💛

Guarmentes Tarafı - Proust

Bunu yazmak haddime değil biliyorum ama sanıyorum Kayıp Zamanın İzinde serisinin hiçbir kitabında bu kadar sıkılmayacağım. Olaysız, uzuuun ve derin iç düşüncelerin, gözlemlerin yer aldığı kitap bitmedi, ilerlemedi.



2017 Kasım Ayında Okuduğum Kitaplar

Tekme Tokatlı Şehir Rehberi - Mevsim Yenice

Yeni ve genç yazarların kitaplarını okumayı çok seviyorum. Mevsim Yenice'nin ilk öykü kitabı olan Tekme Tokatlı Şehir Rehberi'ni de Nevşehir yolunda birkaç saat içerisinde okuyup bitirdim. Öykülerin özgün ve farklı hikayeleri güzeldi. Ancak ne yalan söyleyeyim yazar bunu yapmaya çalışırken doğallığını biraz yitirmişti. Bu tamamen benim fikrim elbette. Kitabı okuyup çok sevenleri de anlıyorum. Sadece, Sait Faik'in öyküleri gibi doğal, hayatın bir yerinden çıkıvermiş, az farklı ama az sonra da karşılaşabileceğim karakterlerin yer aldığı öyküler "benim" içime daha çok dokunuyor. Özetle; öyküler çok güzel ama benim beklentim farklı. 🙈

Orada Bir Yerde - Engin Türkgeldi

Birkutukitap.com kutusundan çıkan ve yine Nevşehir yolunda okuyup bitirdiğim Orada Bir Yerde'de fantastik ama belki de fantastik olmayan (!) çok yaratıcı öyküler var. Masalsı havası ve özgünlüğüyle Engin Türkgeldi'nin farklı eserlerinin de basılmasını merakla bekleyeceğim.

Savaş ve Barış 1. Cilt - 2. Cilt - Tolstoy

Kocaman kitapları severim. Ağırlıklarına aldırmadan çantama atıverir, sarılır gibi ellerimle kayrayıveririm. (Yok deli değilim.) Bu nedenle kalın diye kitap okumaktan korkmak bana saçma gelir. Ama Savaş ve Barış'ı okumaya nedense çok korkuyordum. Sanırım bunun en büyük nedeni büyük bir savaşı anlatan bir kitap olmasıydı. Tarihi ilgi çekici olmadığı ya da sanatla buluşmadığı sürece pek sevmeyen daha doğrusu bu tip şeyleri hatırlamayı hep beynimde reddeden biriyim çünkü. Ancak sene başında kütüphanede duran iki cilde göz kırpıp "Bu sene sizi okuyacağım." dedim. Yıl bitmeden de Savaş ve Barış'ı okuyup kütüphanedeki yerine yerleştiriverdim.

Kim derdi ki kitabın böyle su gibi akıp gideceğini? Tolstoy savaşı da savaşın içinde bambaşka konumda olan insanların hayat hikayelerini de öyle kusursuz bir kurguyla anlatmış ki roman favori kitaplarım arasında girdi. 💛

En yakın zamanda da Audrey Hepburn'ün oynadığı filmini de seyredeceğim. Kitabı okumadığım için erteleyip durmuştum.

Mutlu Prens - Oscar Wilde

Masalları ne kadar sevdiğimi anlatmama gerek yok diye düşünüyorum. Ancak Oscar Wilde bu işi pek becerememiş. Çok anlatacak bir şey yok. Se-ve-me-dim...

Sevgiler! 💙

17 Kasım 2017 Cuma

Bir Kutu Kitap Kasım Ayı Kitap Alışverişi

Selam! 👋


birkutukitap.com aboneliğim bu ay sona erdi. Üçüncü ve son ayda da yine üç kitap, 4 farklı ayraç ve bir kartpostal çıktı kutudan. Kutunun güzeli bana göre Tütüncü Çırağı oldu. Kendisi Goodreads'te de güzel yorumlar almış. Hoş hepsi için fikrim okuduktan sonra değişeceği için şu an ne desem boş. 😶


İşte kasım ayında Bir Kutu Kitap kutusundan çıkanlar:

* Tütüncü Çırağı - Robert Seethaler
* Aşk Hikayesi - Erich Segal
* Babam Beni Şahdamarımdan Öptü - Ozan Önen


Bu ayın kitap ayraçlarında; Tezer Özlü, Turgut Uyar, Nazım Hikmet ve Virginia Woolf'un sözleri vardı. 

Benim favorim her zamanki gibi Tezer Özlü.

Bu içeriği de onun sözleriyle bitiriyorum o halde. 😊

"Her şey geçiyor ve hiçbir şey geçmiyor."

Sevgiler!

Diğer birkutukitap.com Kutuları



Beni aşağıdaki adreslerden de takip edebilirsiniz! 👇

Tumblr 📌

İnstagram 📷

Goodreads 📚

12 Kasım 2017 Pazar

İzlediğim Filmler: The Intern - Stajer (2015)


Selam! 👋

Genellikle televizyondan film izlemiyorum. Ancak geçtiğimiz günlerde kanallar arasında gezinirken ekranda Robert De Niro'yu görünce kendimi filme kaptırıverdim. Şansıma yeni başlıyordu. 

The Intern; kafa dağıtmak, belki biraz ilham almak ve keyifli bir saat geçirmek için oldukça uygun bir film. Neden bilmiyorum ama Robert De Niro gibi karizmatik adamları böyle eğlenceli filmlerde izlemek çok hoşuma gidiyor. 



Pek çok kişi De Niro'nun bu filmde oynayarak büyük bir hata yaptığını yazmış. Bana kalırsa usta oyuncu bu role çok yakışmış. Başrolde ona eşlik eden Anne Hathaway de rolüyle güzel bir uyum yakalamış. Özele; filmi yazan ve yöneten Nancy Meyers başarılı bir iş çıkarmış. 


Sıcak, samimi bir film izlemek istiyorsanız ve amacınız hayatınızı değiştirecek bir filmle tanışmak değilse The Intern (Stajer) beklentilerinizi karşılayacaktır. 

Şimdiden iyi seyirler! 📺

Sevgiler!

Beni aşağıdaki adreslerden de takip edebilirsiniz! 👇

Tumblr 📌

İnstagram 📷

Goodreads 📚

10 Kasım 2017 Cuma

İyi ki Doğdum, Yeniden Kapadokya, Yolda Biten Kitaplar

Selam! 👋


Bugün itibariyle yeni yaşımın ilk haftasını doldurdum. 🎇🎉🎂

Hem yoğun hem yorucu ama çok keyifli bir hafta geçirdiğimi söyleyebilirim. Daha önce yeni yaşımın ilk günlerini önemsemez, "bütün yılım böyle geçebilir" klişesini "bütün yaşım böyle geçebilir" şeklinde yorumlayıp da heveslere kapılmazdım. Sanırım yaş geçtikçe (26 yaşına girdim bu arada) bu tip küçük uğurlar ve inançlar ile ayakta kalmaya daha meyilli oluyorsunuz. Eğer ki ucunda yeni yaşlar ya da yeni yıllar için çok da ütopik olmayan hedefleriniz varsa mutsuz olup hayal kırıklığına uğramayacağınız için bu tip şeylere değer vermeniz hiç de kötü bir şey değil bence.


Ne diyordum? Yeni yaşımın ilk haftası yoğun ve yorucu geçse de çok keyifliydi. Cuma günü iki pastanın önünde dilekler tuttum. Akşam da hafta sonunu güzelleştirmek üzere Kapadokya'ya doğru yola çıktık. Uzun yıldır aldığım en güzel hediye bu tatil olabilir.


4 sene önce, yine bir turla Kapadokya'yı gezmiş çok sevmiştim. Hayalim bu güzel yerleri benim gibi seyahat etmeyi ve doğayı çok seven eşimle görmekti. O da bu yıl hayalimi gerçekleştirdi. Onun sayesinde yeni yaşımın ilk iki gününde çok sevdiğim yerleri bir kez daha gezme fırsatı yakaladım. Üstüne üstlük daha önceki turda gezemediğim yerleri de bu seyahatte ziyaret edebildim. Gezinin tüm detaylarını ilerleyen günlerde tek bir içerikte paylaşıyor olacağım. Umarım faydalı ve sevilen bir içerik olur. 😇


Uzun bir otobüs yolculuğu yaptığımızdan yol boyunca güzel manzaralar eşliğinde düşünmek, şükretmek ve bol bol okumak için epey vaktim vardı. Yeni yerleri keşfetmenin, üstelik bunu hayatının merkezine koyduğun ruh eşinle yapmanın ne kadar güzel ve değerli olduğunu bir kez daha gördüm. Bir gülümsemesine, uykuda parmaklarımı bilinçsizce kendi parmaklarına sürtmesine, benim için düşündüğü yüzlerce güzel şeye her anımda şükrettiğim gibi bu gezide de aynı şekilde kahkahaların arasına binlerce şükür sıkıştırdım içimden. 💛

Ve yanımdan geçen ovalar, arabalar, karanlıklar eşliğinde iki öykü kitabının içine gömüldüm:


-Orada Bir Yerde / Engin Türkgeldi

-Tekme Tokatlı Şehir Rehberi / Mevsim Yenice

Belki de iki gün üst üste okuyup bitirdiğimden belki de gerçekten "ruh" olarak benzer özellikler taşıdığından iki kitaptaki öykülerin de farklı yanları bana çok ortak geldi.

Bir solukta okunan farklı ve özgün öykülerle tanışmak isteyen ama çok da fazla beklenti içine girmeyen naif okurlar bu iki kitabı da çok sever bana kalırsa.

Şehre döndükten sonra iki kitapla ara verdiğim Savaş ve Barış'a geri döndüm bu arada. Şu an son bölümleri okuyup ikinci cilde geçmek için sabırsızlanıyorum.

2017'de mutlaka okuyacağım 20 kitap listesini tamamlayacak mıyım merak içindeyim. Bana bol şans dileyin!

Sevgiler!

Beni aşağıdaki adreslerden de takip edebilirsiniz! 👇

Tumblr 📌

İnstagram 📷

Goodreads 📚

2 Kasım 2017 Perşembe

Karadeniz Turu 5. Gün: Yine Yeniden Trabzon (Sümela, Hamsiköy, Ayasofya, Atatürk Köşkü)

Selam! 👋

Karadeniz turumuzun son günü ile -nihayet- karşınızdayım! 5. günümüzde Trabzon'daki gezilecek yerleri ziyaret ettik. Aslında 2. gün de Trabzon'da birkaç yeri gezmiştik ancak son gün daha çok şehir içinde kalan mekanları görüp turumuzu sonlandırdık.

Altındere Vadisi Milli Parkı ve Sümela Manastırı


5. günün sabahı ilk durağımız yeşillikler içerisinde yer alan Altındere Vadisi Milli Parkı oldu. Amacımız güzeller güzeli Sümela'yı görmekti.

Sümela Manastırı şüphesiz ki Trabzon'un en meşhur, en çok ziyaret edilen mekanı. Dolayısıyla bir Karadeniz turu içinde mutlaka ziyaret edilen yerlerden birisi de bu kilise. Halihazırda restorasyonda olduğu için ziyaret edemedik ancak Altındere Milli Parkı'nın bir noktasından onu izlemek bile güzeldi. Kayalıkların ucunda, aklın hayalin almadığı bir şekilde sapasağlam duran bu yapı gerçekten de büyüleyici değil mi?


Son günde hava kapalı olduğundan karanlık ve kasvetli fotoğraflar çıktı ortaya. Ama bu haliyle de çok hoş görünüyor bana kalırsa. 

Hamsiköy





Sümela dönüşünde Hamsiköy'e uğrayıp enfes sütlacın tadına baktık.

Aslında Hamsiköy rotamızda yoktu ancak Sümela Manastırı sonrası birden tüm tur ahalisine sütlaç aşkı gelince gideceğimiz noktaya Hamsiköy üzerinden gitmeye karar verdik. Yani Hamsiköy'e gitmemizin tek sebebi bu leziz sütlaç. 🙈

Sütlaç beklediğimizin de üstünde bir lezzete sahipti. Üzerindeki kaymağı kaşıkla aldıktan sonra aşağısında klasik kıvamına göre daha sıvı bir sütlaca ulaşıyorsunuz. Köy sütünün tadı da kokusu da kendini o kadar belli ediyor ki! Üzerindeki fındıklar da sütlaca ekstra bir lezzet katıyor. Yolunuz Trabzon'a düşerse Hamsiköy sütlacının tadına mutlaka bakın! Nefis sütlacı Kardak Dinlenme Tesisleri'nde yediğimizi de belirteyim.


Trabzon Ayasofya Müzesi


Hamsiköy'den yemyeşil manzalar eşliğinde ayrılıp şehir merkezindeki Trabzon Ayasofya Müzesi'ne geçtik. Dini yapı, İstanbul'un Latin işgalinden sonra şehre gelen Kommenos ailesine mensup I. Manuel tarafından yaptırılmış.




Bu özelliğiyle Geç Bizans Dönemi'ne ait olan yapı, kilise özelliğini 17. yüzyılda kaybedip şehrin Osmanlı topraklarına dahil edilmesinden sonra (işgalden hemen sonra değil de bir süre sonra ihtiyaç üzerine dönüştürüldüğü biliniyor) cami olarak kullanılmaya başlanmış.

Müzeye dönüşme süresi ise 1958-62 yılları arasındaki restorasyon sürecinden sonra gerçekleşmiş. 1. Dünya Savaşı'nda Ruslar tarafından farklı amaçlarla kullanıldığından restorasyon ihtiyacı duyan yapı 1964 yılında müze haline getirilmiş.

Mimari özellikleri bakımından Gürcistan'daki kiliselere çok benzeyen Trabzon Ayasofyası, muazzam bir taş işçiliğinin eseri. Şehirde de en popüler turistik mekanlardan biri. Hatta özel günler için fotoğraf çektirmeye gelen yerli turistler de oldukça fazlaydı.



Atatürk Köşkü Müzesi


Trabzon'un en zenginlerinden Konstantin Banayadis tarafından yaptırılan ve dönemin en lüks yapılarından biri olan köşk, mübadele sonrası devletin himayesine geçmiş. Atatürk de Trabzon ziyaretlerinde kamu himayesine giren bu köşkte ağırlanmış.

Hem kardeşi Makbule Hanım hem de Atatürk bu evi çok sevdiğinden köşk Atatürk'e hediye edilmiş. Ancak sadece 1930 ve 1937 yıllarında kalabildiği köşkü bir daha ziyaret etme fırsatı olmamış. Yapı, ölümünden sonra Atatürk'ün hatıralarını korumak için de müze haline getirilmiş.

İşte güzeller güzeli köşkten birkaç kare...










Tüm mekanları gezdikten sonra da Akçaabat'a geçip enfes köfteler yedik. Sonrasında ise Sürmene ve Ordu'da alışveriş için birkaç yere uğrayıp İstanbul'a doğru yola çıktık.

Aslında ilk içerikte de söylediğim gibi hayalimiz GAP turu yapmaktı. Son anda iptal olan turun yerine aklımızda olan ama çok da hevesli olmadığımız bir Karadeniz turu satın alıverdik. Ancak şöyle bir bakıyorum da gerçekten keyifli ve güzel anıların olduğu bir 5 günün sonunda huzur içinde eve döndük. 

Bu tatili unutulmaz kılan durumlardan biri de yıl dönümümüze sayılı günler kala yeniden nişanlanmamıza vesile olan bir yüzük ile karşılaşmamız oldu. Eşimin bana evlilik teklifi için özel olarak yaptırdığı yüzüğün kaybolmasından sonra çok üzülmüştüm. Ancak onun yerini doldurmasa da Trabzon'da çok özel bir yüzükle karşılaştık. 85 yıllık, rengi benim alyansımın ve eski yüzüğümün olduğu gibi gül altın, üç küçük elmas taşla süslenmiş, zamanında Rum bir kadının takmaya kıyamadığı için senelerce sandığında sakladığı bir yüzüktü bu. Parmağıma taktığım an eşimin yüzündeki mutluluğu hiç unutmayacağım. 

Umarım bir sonraki gezimiz de bize böyle güzel ve hoş anılar kazandırır. 🙏

Turun ilk 4 gününde neler yaptığımızı merak ediyorsanız aşağıdaki içeriklere göz atabilirsiniz.



Sevgiler!

Beni aşağıdaki adreslerden de takip edebilirsiniz! 👇

Tumblr 📌

İnstagram 📷

Goodreads 📚