22 Mart 2017 Çarşamba

İki Kitap, Bir Yeni Alışkanlık

...

Bazı kitapları okumayı erteleyip duruyorum. Bu durumun çok farklı nedenleri olabiliyor. Bizim Büyük Çaresizliğimiz'i ise ısrarla okumamamın sebebi ise bir ara herkesin konuştuğu, çok sevdiği, yere göğe sığdıramadığı bir kitap olmasıydı. Tüm bu yorumlar, iyi düşünceler, kusursuz bulmalar arasında kendi sessizliğimi yakalayıp gerçekten tarafsız olmam epey zordu. Beklentim yüksek olduğu için okuma esnasında daha iyisini arayacaktım. Bu da ne olursa olsun bir tatminsizlik yaratacaktı.
Bir de ne yalan söyleyeyim herkesin yere göğe sığdıramadığı, ayak altına düşecek kadar popülerleşen şeylerden hazzetmiyorum. (edemiyorum.)

Ama bu aralar peydah olan yeni bir adetim var. Eğer ki elime kitabı alacak kadar üşengeç ve mızmızsam, yeni bir şeyler okumak istiyorsam, bulut uygulamasına yüklediğimiz e-kitap arşivini açıyorum ve rastgele, önüme gelen kitabı okumaya başlıyorum. Bu durum ne kadar sürer bilmiyorum ama durduk yere hiç aklımda olmayan bir kitabı okumak oldukça eğlenceli.

Son okuduğum Üç Başlı Ejdarha'yı da Bizim Büyük Çaresizliğimiz'i de bu vesileyle okumuş oldum. İkisi de güzel bir tesadüf oldu benim için.



Bir Sütundan En Derin Acılara: Üç Başlı Ejderha

Leyla Erbil, başlı başına aykırı bir yazar. Dili, anlatımı her şey bir yana kendi noktalama işaretleri bile bu aykırılığın en iyi kanıtı. Üç Başlı Ejderha'da da öyle hüzünlü ve derin bir hikaye anlatıyor ki her bir cümlesini üç virgül ile bitiriyor bu hüznü anlatmak için. Katledilen evlatların, yok olup giden insanların yokluklarında acı çeken insanları bir annenin diliyle haykırıyor. Bu acıyı, tarihi yarımadadaki bir sütuna yüklüyor, onun etrafında dolanıyor, geçmişini anlatıyor, parmaklıklarından dibine doğru sarkıyor.

İki uzun hikaye ve geriye kalan anlamamanın verdiği şapşal bir his. Her ne kadar böyle yazıp duruyorsam da anlamam gereken daha çok şey olduğunu düşünüyorum bu tip kitaplarda. Yazarın dahi bilmediği sır perdeleri ve alt metinler çıkarmak için uğraşıp durmak sizin de ilgi alanınıza giriyor mu çok sık olmasa da?

Sıradan, Basit İnsanlara Hoş Bir Güzelleme: Bizim Büyük Çaresizliğimiz


Günlük hayatın sıradan ve çok da mühim olmayan detaylarının oluşturduğu hikayeler anlatmayı da okumayı da çok seviyorum. Başka bir bakış açısıyla anlatılınca; köfte kızartmak, bir balık teknesinin boyanışını izlemek, balkondaki fesleğenin yapraklarını hafifçe okşamak gibi olağan durumlar, içimde bir yere incecik dokunuveriyor. Öyle ki bu nedenle Sait Faik'i, Salinger'ı çok seviyorum.


Barış Bıçakçı da günlük hayatın sıradanlıkları içerisinde, çok da tuhaf olmayan bir hayat yaşayan ama kendi hikayelerini yazan kahramanları anlatıyor Bizim Büyük Çaresizliğimiz'de. Nereden bakarsanız bakın her yerde rastlayabileceğiniz üç kahramanın yollarını kesiştiriyor; aşkı, dostluğu, hayatı sorguluyor onların üzerinden.
Güzelce, sakince düşündürüyor, hissettiriyor.

Kışın, baharın, rüzgarın, güneşin eşyaya, odaya vuruşunu tasvirleyip o anı yakıştırıyor olaylara. Yakıştırmak ne kadar doğru anlattı bilmiyorum ama bu da benim yine çok sevdiğim bir durum.

Siz en iyisi kitapta en çok ilgimi çeken bu alıntıyı okuyun...

"Gücümüzü, güzelliğimizi, canlılığımızı küçük yaşantıları sabırla tekrar etmekten alıyoruz."

...


Sevgiler! 💙

 ............................................................................................................................

Beni aşağıdaki adreslerden de takip edebilirsiniz! 👇

Tumblr 📌

İnstagram 📷

Goodreads 📚

15 Mart 2017 Çarşamba

Mekandan Ana Uzanan Hatıralar



"Eskiden bildiğimiz yerler, kendilerini kolaylık olsun diye yerleştirdiğimiz mekânlar âlemine ait değildirler sadece. O zamanlar ki hayatımızı oluşturan, birbirine bitişik izlenimlerin ince bir dilimidirler; belirli bir görüntünün hatırası, belirli bir ânın özleminden ibarettir ve evler, yollar, caddeler de, heyhat, seneler gibi uçup giderler."
diye bitti Swann'ların Tarafı. Aklıma hemen annemle el ele yürüdüğüm pasaj içleri, Arnavut kaldırımları, okul yolu geldi. Her gün mutlaka bir kalem, bir kitap ile ödüllendirdiği okul çıkışlarımdan sonra, onları aldığı kırtasiyenin önünden geçişimiz, buram buram ekmek kokan; galetalar, anasonlu kurabiyeler, çeşit çeşit ekmekler ile doldurulmuş camekanlarıyla aklımda kalan fırına girişimiz, evimize, babaanneme gidişlerimiz...

Ermeni, Rum, Türk, Kürt insanların bir arada yaşadığı mahalleleri, sokakları ve caddeleri hatim edercesine ezberlemişim bu küçük hatıralar sayesinde. Günlük hayatın tekdüze alışkanlıkları ve ihtiyaçlarının karşılanmasından çok daha fazlasıymış her şey.

Ucuz parfüm kokusuyla sarılmış bir tuhafiyede o dantelleri, oyaları için renkli ya da bembeyaz iplikler alırken hemen girişte durup bir sokağa, bir karşımdaki yüzlerce düğme çekmecesine baktığım -irili, ufaklı, desenli, desensiz, kazakları, hırkaları süsleyecek düğmeler- ya da balık, peynir, çamur kokan pazarda yerdeki ıslak ve ezilmiş sebzeler üzerinden sekerek geçtiğim minicik zaman dilimleri belki de bugün beni ben yapan pek çok şeyin temeli.

Eski kokular, eski sokaklar, çocuklarıma gösteremeyeceğim yıkılan, bozulan evler yani özetle tüm hatıralarımı zihnimden bir sinema perdesine aktarmak isterdim.

Zaman, şimdi onlarca işi sıkıştırmaya çalıştığımız dapdar zaman, o günlerde öyle geniş, ferahtı ki. Belki de bu yüzden bu kadar değerli şimdi.

Kötü anıları çarçabuk silen bu korkak, ödlek, hassas zihnimde, iyi anıları biriktirmeye devam ediyorum. Ama Aydın Boysan'ın bugün okuduğum sözlerinde* olduğu gibi yarın olacakları ya da daha dünü hatırlamaktan çok, çocukluğumda yaşadığım, nasıl hatırladığımı bilemediğim anları korumak istiyorum ölene dek.

*"Dün akşam ne olduğunu unutuşum, bana vız gelir ama, dilerim ki o eski anılar, yaşadıkça zihnimden silinmesin." İstanbul'un Kuytu Köşeleri - Aydın Boysan

12 Mart 2017 Pazar

Anlatmak ve Anlaşmak Üzerine


Kendimi bildim bileli kelimelerin dünyayı değiştireceğine inandım, durdum. Geçmiş zamanın rehavetine bıraksam da kendimi yanlış anlamayın. Hala çaktırmadan inanmaya devam ediyorum.
Bunun için tanıdığım, tanımadığım herkese ve her şeye bir şeyler yazıyorum. Bölük pörçük, doğru düzgün bir bağ kuramadan yapıyorum bunu çoğunlukla. Çok fazla açılıp apak kalırsam ellerini uzatıp içimi çıkaracaklar gibi geliyor birazcık. Birazcık ama. Çok olsa bu kadar yazıp, çizip, okuyup, okuduğumu da anlatmazdım. 

İnanıyormuş gibi yapanlar...
İnandığım çok az şey var. İnanmak istediğim çok şey. Bunları güzelce harmanlayıp birilerine anlatınca öyküler değil masallar yazacağım çocuklara. Ço-cuk-lara. Onlar da inanmayacak ama heyecanlanıp büyümemek için isyan edecekler. 

Alice'in rüyası, Matilda'nın silah olarak kitapları seçtiği ve mutlu sonla biten savaşı, Tom Sawyer'ın çıplak ayakları rehberim olacak. Zihnimde uçuşan hayal parıltıcıkları birleşip nihai bir rahatlama, iç huzur saçacak benliğime. 20 küsur senedir içinde hayal biriktirmek zor. Bunu gerçek hikayelere döküp anlatmaya çalışmak daha da zor. İyi bir dinleyiciyim ama iyi bir öykü anlatıcısı değilim sanırım.

Ne anlatıyordum?

Anlatmak, hayatın görünmez pelerininden çıkmasını sağlamak, onunla göz göze gelip mücadele etmek için birbirimizi dinlememiz gerek. Kimileri her zaman daha iyi anlatır. Bunu kabullenip anlaşmak gerek.

En büyük sorun iyi anlatıcıların kendini geç keşfetmesi belki de. "Konuşmayı ya da yazmayı seviyorsan, ne sevmesi yahu basbayağı biliyorsan bu işleri, neden susasın ki?" diye sorsam da, sorsanız da bir şey değişmez tabii. Zira bir sırası var her şeyin. 

Kalemine mürekkep yetmeyecek denli hırsla ve hızla yazsan da tüm yazdıklarını toparlamak kolay olmuyor işte.

Özetle, derin bir nefes alıp anlatmanın ve anlaşmanın bir yolunu bulmak zorundayız(m). 

Çünkü en çok istediğim şey benim safça düşündüğüm tüm o saçmalıkların saçmalık olmadığına inanmak. Bunun için birileriyle anlaşmak.

Anlatmak, anlaşmak.

Anlatmak, anlaşmak. 

Olacak gibi...

Yine Yeniden Swann'ların Tarafı, Masum, Küçük Kitap Alışverişi


Birkaç yıl önce, Keruac'ın Proust sevgisini de görüp heveslenerek Kayıp Zamanın İzinde serisini okumaya karar verdim. Serinin ilk kitabı Swann'ların Tarafı'nı, aklımın bir karış havada ve kim bilir nerelerde olduğu bir dönemime denk getirip okumuş olmalıyım ki diğer kitaplara geçecek motivasyonum olmadı.

Ama aklımın bir köşesinde de hep bu seriyi okumak vardı ve Proust'un bana katacağı şeyler için meraklanıp duruyordum. Nihayet o gün geldi. Proust'un baharı, yazı tasvir ettiği, güneş ışıklarını farklı açılardan odalara, pencerelere süzüverdiği bu kitabı; havaların iyileşmeye, güzelleşmeye yüz tuttuğu bir dönemde okumanın keyfi bambaşka oldu. Kitabın son sayfalarına geldiğim şu günlerde ise kararan, yağmuru çağıran hava ile karşılaşınca sanki Swann'nın mutsuz aşkına hüzünlendi Gaia.* 

Tüm bu romantikliklerimi ve varı yoğu kendi düşüncelerimin akışına yormalarımı bir kenara bırakırsak Swann'ların tarafının pek çok kişi tarafından sevileceğini düşünüyorum. En azından, zihnin en ince düşüncelerini hiç de zorlanmadan kaleme dökmüş, akıl ve kalp oyunlarını iyice anlayıp bize tüm riyakarlıkları ve düzenbazlıklarıyla anlatmış Proust'un önünde bir kez olsun saygıyla eğilmek gerekiyor. 

Aşkı, onun çıkarcı, masum, ikiyüzlü hallerinin tümünü enfes bir şekilde, sayfalarca, akıcı bir şekilde anlatmak, aşkın sadece romantik bir duygu olmadığını kolayca anlatmak öyle kolay bir iş değil. Sadece bu mu? Çocukluktan gençliğe adım atan bir delikanlının hayallerini ve bağlılığını, olgun insanların kıskançlık, ego gibi duygularla neler yapabileceğini de açıkça görmek, bu davranışlara gülümsemek de ayrı bir keyif. 

Serinin diğer kitaplarında her şeyin bambaşka bir boyutta ve daha iyi olacağını düşünüyorum. 

*Gaia: Yunan mitolojisinde doğa ana, yeryüzü tanrıçası.



Gerilmekten Bir Hal Olduk: Masum

Şubat ayında epey film izledik. Ay sonundan itibarense BluTV'nin İnternet dizisi Masum'a bağlandık. Uzun süredir oturup da dizi izlemeyeni, dizi izlemeyi vakit kaybı olarak gören bir çift olarak ağzımızın payını aldık. Her bir bölümü film tadında olan dizi bitmesin diye izlemeyelim dedik ama kaşla göz arasında final bölümünü de izledik. 

Dünyanın en yaratıcı finaline sahip olmasa da yaşattığı gerilim ve kafa karışıklıklarıyla Masum, uzun zamandır çekilmiş en iyi Türk dizileri arasında bence. (Diğerlerini pek bilmediğimden çok iddialı konuşmak istemesem de.)

Tek kötü yanı diziyi sadece BluTV üzerinden seyredebiliyor olmanız. Ama Torrent sitelerine bir bakmakta fayda var. Bir şekilde indirilip paylaşılmış olabilir. 



Gecikmeli de Olsa: Küçük Bir Bir Kitap Alışverişi 

Şubat ayı sonunda D&R'dan küçük bir kitap alışverişi yaptım. Aslında elimde okuyacak çok fazla kitap vardı ama o gün azıcık canım sıkkındı. Kargo bedava kampanyasını görünce bir süredir aklımda olan üç kitabı alıverdim. (Sonra da neden D&R'dan alışveriş yapmadığımı bir kez daha hatırladım. 3 kitabı sağ olsunlar 2,5 hafta sonra gönderdiler. )

İşte aldığım kitaplar:

1-Gılgamış Destanı
İnsanlık tarihine, ilk yazınlara ışık tutan, onları görmemizi sağlayan ve bugüne ulaşabilmiş her eser çok önemli. Listemde dikkatimi çekip duruyordu. "Vakti geldi." dedim ve ekledim sepete.

2-İnsana Hiç Rahat Yok Kendinden
Yüz Kitap'ın tüm kitaplarını okumak, okumak, okumak istiyorum! Fikirlerine önem verdiğim birkaç kişi sayesinde haberdar olduğum şimdilik çok fazla kitap basmasalar da, epey meraklandıran işler başaran bu yayınevinden çıkan İnsana Hiç Rahat Yok Kendinden'in yazarı Susan Sontag'dan "Grace Paley, beni güldüren, ağlatan öyküler yazıyor. Paley, kimseye benzemeyen komik, enerjik, sade ve hüzünlü bir sese sahip bir yazar." yorumunu almış. E okumak için çok yeterli ve geçerli bir sebep.

3-Kabuk
Bazı kitaplarla sürekli karşı karşıya geliyor. Çok seveceğimi hissedip okumak için doğru anı, doğru karşılaşmayı bekliyorum. O gün canın sıkkınken bana iyi gelebilecek kitaplardaydı aklım sadece. Ve elim, Goodreads'te okumak istediğim kitaplar arasına eklediğim Kabuk'a gitti almak için. Okuyunca çok severim umarım.

Şimdilik haberler bu kadar. 

Bir sonraki içerikte bakalım neler anlatacağım size... 

Sevgiler! 💙

 ............................................................................................................................

Beni aşağıdaki adreslerden de takip edebilirsiniz! 👇

Tumblr 📌

İnstagram 📷

Goodreads 📚
















24 Şubat 2017 Cuma

Rutin

Belli bir rutine uymak, kurallara bağlı kalmak beni hem yoruyor hem de sıkıyor. Bir süredir okuduğum kitapları anlattığım içeriklerle belli bir rutine girdiğim, sıkıcılaştığım kanısındayım. 

Bu yüzden doğrudan, tek bir konuya odaklanan içerikler yayınlamayacağım artık. İçimden geleni, defterlerime yazdıklarımı, notlarımı, ıvır zıvırı paylaşacağım sizinle. Elimden geldiğince.

Rutinleşmeden, kimi zaman anı anına, belli bir düzen olmaksızın yazmak, paylaşmak belki daha değerli ve özel gelir size de. Ama en önemlisi geriye dönüp baktığımda benim de okurken hissettiklerimi ve düşüncelerimi hatırlayacağım şeyler yazmak çok daha mantıklı belki de. Bunu da yapamazsam bir süre bırakıp susacağım zaten.

Öyle bir an geliyor ki yaşamanın ya da yaşayamamanın anlamsızlığıyla doluyoruz. Yazdığımız, okuduğumuz, izlediğimiz, çizdiğimiz, paylaştığımız şeylerde en azından bu anlamsızlığı yok etmek için serbestçe kulaç atmak çok daha hayırlı ve özel olabilir.

Neticede anılar biriktirmek, dertleşmek, anlamak ve anlatmak için yapıyoruz tüm bunları. 

Susmak da bir tercih tabii. Ama onu hala becerebiliyor değilim maalesef. 

Sahi, maalesef mi? 








2 Şubat 2017 Perşembe

Favori Kitap Alıntıları - Ocak 2017


Selam! 👋

Daha önce kitap incelemesi içeriklerinde yer verdiğim ya da tek bir içerikle, kitaba özel olarak paylaştığım kitap alıntılarını her ay sonunda, en sevdiklerim arasından seçim yaparak, topluca paylaşmaya karar verdim. 

Böylece her ay okuduğum kitaplarda işaretlediğim, çok sevdiğim kitap alıntılarını görebileceksiniz. 😊

Bakalım bu ay hangi kitaplardaki, hangi cümlelere sıkıca sarılmışım?

"Neden kötüler dünyada bu kadar güçlü oluyor da, iyiler hep kaybediyor?"
Michael Ende - Dilek Şurubu
  
"Cennet'in de, Cehennem'in de kendisinden yüz çevirmesini zerre kadar umursamadı."
Gore Vidal - Kent ve Tuz

"Belki de,” dedim, “emzikten kesildikten sonra alıştı dünya kendi tırnaklarını yemeye."
Can Yücel - Zurnada Peşrev (Sevgi Duvarı)

"Kuzu gibi olun diyorlar
Büyüyüp ortaya çıkınca
Koyun gibi gütmek için sizi."

Can Yücel - Beşik Dürtmesi (Sevgi Duvarı)

"Tarih, tıpkı yeni ayakkabılarıyla bir su birikintisinden öbürüne sıçrayan bir çocuk gibi, bir katliamdan öbürüne atlamıştır."
Hayvanlardan Tanrılara Sapiens - Yuval Noah Harari

"Ordular, polis kuvvetleri, mahkemeler ve hapishaneler kesintisiz olarak insanların hayali düzene uygun olarak davranmasını sağlamak için çalışırlar."
Hayvanlardan Tanrılara Sapiens - Yuval Noah Harari

"İşittikleriniz ve duyduklarınız, nerede durduğunuza bağlı olduğu kadar, nasıl bir insan olduğunuza da bağlıdır."
C. S. Lewis - Narnia Günlükleri / Büyücünün Yeğeni

Bir sonraki içeriğimde Parfümün Dansı kitabından bahsedeceğim.

Sevgiler! 💙

 ............................................................................................................................

Beni aşağıdaki adreslerden de takip edebilirsiniz! 👇

Tumblr 📌

İnstagram 📷

Goodreads 📚

1 Şubat 2017 Çarşamba

Ocak Ayında Okuduğum Kitaplar - 2017


Selam! 👋

En son ne zaman ay içinde okuduğum kitapları topluca anlattığım bir içerik yazdım hatırlamıyorum. Geçtiğimiz ilkbahar ya da sonbahar olabilir. 🙈

Yeni yılda bloga daha çok vakit ayırma planlarım harika gitmese de en azından okuduğum her kitabı (bazı e-kitaplar hariç) size anlattım, araya bir-iki farklı içerik sıkıştırdım. Umuyorum daha çok şey paylaşırız ilerleyen günlerde. 🙏

Bu yıl Goodreads üzerinden 100 kitaplık bir hedef oluşturdum. 2016'da da hedefim 100 kitaptı ancak sadece 80 kitap okuyabildim. 2017'de hedefimi geçip daha da çok kitap okuyabilmeyi diliyorum. 

Gelelim ocak ayında okuduğum kitaplara...

1. Dilek Şurubu

2. Kent ve Tuz

3. Kayboluş

4. Sevgi Duvarı (E-kitap)

5. Hayvanlardan Tanrılara - Sapiens: İnsan Türünün Kısa Bir Tarihi (E-kitap)

6. Kuş Beyin! / Seçme Şiirler (E-kitap)

7. Narnia Günlükleri - Büyücünün Yeğeni (E-kitap)

8. Narnia Günlükleri - Aslan, Cadı, Dolap (E-kitap)

Özetle bu ay;

3 roman, 2 şiir kitabı,  1 araştırma ve tarih kitabı, 2 fantastik roman okumuşum.

Hem yılın başında seçtiğim ve sizinle de paylaştığım 2017'nin ilk on kitabı arasında yer alan hem de meraklanıp okumak istediğim birkaç e-kitaptan oluşan bu kitaplar arasında sizin de merak ettiğiniz ya da severek okuduğunuz kitaplar var mı? 👀

Hamiş: Kitaplar hakkında düşüncelerimi öğrenmek için ilgili kitabın ismine tıklayarak kitap incelemesi içeriğini okuyabilirsiniz.

Hamiş 2: Narnia Günlükleri'ni sanırım seriyi tamamladıktan sonra topluca yazacağım. Ne zaman tamamlarım bilmiyorum tabii. 🙈

Bir sonraki içeriğimde ocak ayında en sevdiğim kitap alıntılarını paylaşıyor olacağım.

Takipte kalın!

Sevgiler! 💙

 ............................................................................................................................

Beni aşağıdaki adreslerden de takip edebilirsiniz! 👇

Tumblr 📌

İnstagram 📷

Goodreads 📚

26 Ocak 2017 Perşembe

Kitap İncelemesi: Yuval Noah Harari - Hayvanlardan Tanrılara - Sapiens



Künye:
Kitap Adı:  Hayvanlardan Tanrılara - Sapiens 
Yazarı: Yuval Noah Harari
Yayınevi: Kolektif Kitap
Türü: Araştırma - Tarih 
Ne Zaman Okudum?: 23 Ocak

Selam! 👋

2016'nın en çok konuşulan, Goodreads'te sürekli olarak karşıma çıkan Hayvanlardan Tanrılara - Sapiens'i nihayet okudum, bitirdim. Azıcık sarsıldım, azıcık psikolojim alt üst oldu tabii ama değdi. 

Yuval Noah Harari, Hayvanlardan Tanrılara kitabında ilk insanlardan günümüze kadar, insanlık tarihinin serüvenini anlatıyor. İzlediğimiz belgesellerde bize yabancı gelen, üstü kapalı olarak anlatılan ilk dönemler. tarım devrimi ve bilimsel devrim gibi süreçleri açık, hiç bakmadığımız yönlerden, "idealize" edilmeden anlatılmış. İnsanın yüzlerce yıldır direnen, ayakta kalmayı başarıp imparatorluklar kuran, yepyeni buluşlar yapan, şahane bir yaratık olduğunu düşünenler, kitabı okuyunca biraz hayal kırıklığı yaşayabilirler.

Tabir-i caizse dünden bugüne, insanların yaptıkları, yapamadıkları, katledip yok ettikleri pek çok şeyi daha açık ve net olarak görmemizi sağlayan kitap; din, yasa, siyasi haklar gibi dayanağımız olan her şeyin aslında hayal gücümüzden başka hiçbir şey olmadığını açıkça söyleyip düşündürüyor, zihin açıyor.

Kitabın sonlarına doğru büyük göçler, uğraşlar, toplu yaşama uğraşları, satın alma, satma, daha iyi olma çabalarının "mutluluk" denen şey için ne kadar etkili olduğunu sorgulatıyor Yuval Noah Harari.

Ben kitap bittiğinde biraz daha iyi ve "anlamış" hissediyordum. Okuyan pek çok kişinin de benimle aynı duyguları paylaşacağına inanıyorum.

Not: Hayvanlardan Tanrılara - Sapiens'i e-kitap olarak okudum. 

Sevgiler! 💙

 ............................................................................................................................

Beni aşağıdaki adreslerden de takip edebilirsiniz! 👇

Tumblr 📌

İnstagram 📷

Goodreads 📚

19 Ocak 2017 Perşembe

Kitap İncelemesi: Georges Perec - Kayboluş


Künye:
Kitap Adı:  Kayboluş
Yazarı: Georges Perec
Yayınevi: Ayrıntı Yayınları
Türü: Roman 
Ne Zaman Okudum?: 15 Ocak

Selam! 👋

İsmiyle müsemma içinde kaybolduğum, aklımın karıştıran, "Neler oluyor?" , "Nasıl yani?", "Tamam, doğru anlamışım." gibi iç konuşmalarımla ilerleyen, kurgusu ve temeli epey sağlam Kayboluş romanından bahsedeceğim biraz.

"Godot'yu Beklerken" ve "Uyuyan Adam" kitaplarından tanıdığım kadarıyla da zaten Perec'in sıradan bir yazar olmadığını biliyordum. Ancak Kayboluş'u okuduktan sonra bu fikrim tamamen netleşti. Neden mi? Kitap hakkındaki fikirlerimi anlattıkça göreceksiniz.

Öncelikle kitabı okumadan önce duyduğumda da beni şaşırtan ve kitabın "kayboluş" serüvenini vurgulayan en önemli detayı paylaşmak isterim: Perec, bu romanda alfabenin 6. harfi "e"yi hiç kullanmamış. (  Özellikle 6. harf dememin sebebini ise kitabı okuyanlar görecek. 🙊)  İlk duyduğumda "Nasıl olur?" demiş, sonra da "Hadi Perec kullanmamış, çevirmende mi kullanmamış?" diye şaşırmıştım. Ama ne yazar, ne de çevirmen kitapta "e" harfine yer vermemiş. (Çevirmene kocaman alkışlar.)

Anton Ssliharf'in uykusuzluğu, hayal dünyası, günlükleri ve öyküleriyle başlayan, ben tam da kayboluşunu iç dünyasında yaşayacak sanırken birden sahiden ortadan kaybolan ve onu aramaya çıkan yakın dostlarının hikayeleriyle iyice dallanıp budaklanan roman, kimi yerlerde uçsuz bucaksız bir vahada kalmış hissi bıraktı bende. 

Artıları ve Eksileriyle Kayboluş

+ Muazzam bir olay örgüsü, akışı var romanın. Karmaşıklık içinde bir düzen, hem kafanızı karıştırıyor hem de ardından olay hakkında aydınlamanızı sağlıyor.

-Bunun elbette ki Perec ve romanıyla doğrudan ilişkisi yok ama Cemal Yardımcı'nın eklediği bölümleri hiç sevemedim. Bambaşka bir roman daha katmaya çalışmış. Olmamış.

+Romandaki "e" harfinin eksikliğini hiç duyurmamış Perec. Ama hep de eksik bir şeylerin peşinden koşturup karakterlerini noksanlıklara vurgu yapmış. Ben bu durumu çok sevdim. 

Hamiş: Oradan buradan okuduğum şeyler, Perec'in annesinin eksikliğini bu kitaba aktardığını yazıyordu. Eğer öyleyse daha da içlenebilirim.

-Karmaşık ve şaşırtıcı bir hikaye ancak bazı bölümlerde "Bu kadarı da olmasa mıydı?" deyiverdim. 

Sevgiler! 💙

 ............................................................................................................................

Beni aşağıdaki adreslerden de takip edebilirsiniz! 👇

Tumblr 📌

İnstagram 📷

Goodreads 📚

16 Ocak 2017 Pazartesi

Kitap İncelemesi: Gore Vidal - Kent ve Tuz


Künye:
Kitap Adı:  Kent ve Tuz
Yazarı: Gore Vidal
Yayınevi: 6:45
Türü: Roman 
Ne Zaman Okudum?: 07 Ocak

Selam! 👋

Sanırım 2-3 yıl önce bir kitap listesi oluştururken duymuştum Gore Vidal adını. Kent ve Tuz, İmparatorluk ve Yaratılış kitaplarını listeme almıştım. Bu kitapların tarihten izler taşıdığını, farklı ve önemli olduklarını okumuştum bir yerlerden. O gün bugündür azıcık korkuyla, ama öte yandan merakla bekledim bu kitaplardan biriyle karşılaşmayı. Geçtiğimiz aylarda da bir sahafta Kent ve Tuz'u görünce hemen satın aldım. Okumaksa yeni yıla kısmet oldu. 

Gore Vidal, Kent ve Tuz'da liseden mezun olduktan sonra hayallerinin ve hayatında kendine en yakın hissettiği, aşık olduğu, ruh eşi olduğunu düşündüğü bir erkeğin peşinden giden genç bir erkeğin öyküsünü anlatıyor. Hem kişiliğini, hem cinsel tercihini hem de sevdiği adamı ararken başından geçenler, yaşadığı maceralar kimi zaman yeni duygular öğretiyor okuyucuya, kimi zaman meraklandırıyor. 

Artıları ve Eksileriyle Kent ve Tuz

+ Belirli bir kronolojide ilerleyen, zamanı iyi kullanan kitapları seviyorum. Kent ve Tuz da tam da öyle bir kitap.

+ Eşcinselliğin binbir yüzü var. Bu binbir yüzden pek çoğunu görebiliyorsunuz kitapta. Kendimi başkalarının yerine koyabildiğim hikayeler beni daha çok etkiliyor.

-Bana kalırsa hikayede eksik kalan bazı bölümler var. Çok detaylı ve uzun olmasından çekinmiş de olabilir yazar, gereksiz görmüş de. Ama bana kalırsa özellikle genç adamın yıllardır aradığı arkadaşı hakkında daha fazla bilgi verip onu daha iyi tanımamıza yardımcı olabilirdi.

Bir sonraki içerikte Georges Perec'in Kayboluş adlı romanını anlatacağım. 

Sevgiler! 💙

 ............................................................................................................................

Beni aşağıdaki adreslerden de takip edebilirsiniz! 👇

Tumblr 📌

İnstagram 📷

Goodreads 📚

13 Ocak 2017 Cuma

2017'nin İlk 10 Kitabı!


Selam! 👋

Dilek Şurubu'nun kitap incelemesine başlamadan ufacık çıtlatmıştım. Bu yıl, okuyacağım kitapları onlu paketler halinde başucuma alıp bittikçe yerine on yeni kitap ekleyeceğim. 

Arada elimde olmayan e-kitapları da okuyacağım tabii (Hatta şu an elimde olmayan e-kitabı olan Hayvanlardan İnsanlara: Homo Sapiens'i okuyorum.) ama genel olarak bu kitapları okuyacağım canımın çektiği bir sırayla. 

İşte 2017'de okuyacağım ilk 10 kitap! 📕📖

Bakalım içlerinden biri sizin de bu yılki okuma listenize de girecek mi?  💪


2. Kent ve Tuz 

3. Kayboluş 

4. Parfümün Dansı

5. 80 Günde Dünya Gezisi

6. Günlerin Getirdiği - Sözden Söze

7. Jack Kerouac - Allen Ginsberg Mektuplar

8. Karamazov Kardeşler

9. İstanbul'un Kuytu Köşeleri

10. Swann'ların Tarafı

Sevgiler! 💙

 ............................................................................................................................

Beni aşağıdaki adreslerden de takip edebilirsiniz! 👇

Tumblr 📌

İnstagram 📷

Goodreads 📚



Kitap İncelemesi: Michael Ende - Dilek Şurubu


Künye:
Kitap Adı:  Dilek Şurubu
Yazarı: Michael Ende
Yayınevi: Kabalcı Yayınları
Türü: Roman 
Ne Zaman Okudum?: 05 Ocak

Selam! 👋

2017'de okuduğum ilk kitap ile karşınızdayım!

Bu yıl, okuyacağım kitapları onlu paketler halinde başucuma yerleştirip, bittikçe yerlerine yenisini eklemeyi planlıyorum. Bittikçe yenilecek bu 10 kitabı da her yenilediğimde sizinle paylaşıyor olacağım. 

Dilek Şurubu, 2017'de okumayı planladığım ilk 10 kitap arasındaydı. Momo ile pek sevdiğim, hayal dünyası oldukça geniş Michael Ende'nin Dilek Şurubu bakalım beni ne kadar etkilemiş?

Köülüğün simgesi İblis Şarlatan ve Zalime Vampirsoy'u denetlemek, yaptıkları kötülükleri engellemek için gönderilen Kedi Fellahoğlu Fellah ve karga Yakup Sarsak'ın iyilik için mücadeleleri anlatılıyor kitapta.

Dilek Şurubu, yılbaşı gecesi, saat tam on ikiyi vurduğunda İblis Şarlatan ve Zalime Vampirsoy'un dünyayı en kötü hale getirmek için dileyecekleri dilekleri yerine getirecek mi yoksa miskin bir kedi ve yaşlı bir karga buna engel mi olacak? 

İyiliğin her zaman kazandığını bir kez daha kanıtlayan Dilek Şurubu, pek çok yaştan okurun severek okuyacağı bir roman. 📑

Artıları ve Eksileriyle Dilek Şurubu

+ Karakterlerin isimlerinden hayali olaylara kadar oldukça yaratıcı ve özgün bir dünya kurmuş Ende. 

-Kitap ilginç bir şekilde başlıyor ancak bir yerlerde sonuca ulaşmak için azıcık sıkılıyorsunuz. "Keşke bu kadar uzatmasa." diyorsunuz. Halbuki incecik bir kitap Dilek Şurubu.

+Küçük bir çocuk da benim gibi bir yetişkin de severek okuyacaktır bu romanı.

Sevgiler! 💙

 ............................................................................................................................

Beni aşağıdaki adreslerden de takip edebilirsiniz! 👇

Tumblr 📌

İnstagram 📷

Goodreads 📚

2 Ocak 2017 Pazartesi

2016'da Okuduğum Kitaplar



Selam! 👋

2016 geçti, gitti. Geriye dönüp 2016'da okuduğum kitaplara bakınca mutlu olsam da "Keşke biraz daha fazla okuya bilseydim." diyorum. Yine de, yoğun ve telaş içinde geçen bir yılda, 80 kitap, 17.355 sayfa okumuş olmak benim için çok önemli. 💪

Aşağıya 2016'da okuduğum kitapların listesini bırakıyorum. 💣

1) Birgül Oğuz - Hah
2) Dominguez - Kağıt Ev
3) Yuri Oleşa - Kıskançlık
4) Karin Karakaşlı - Başka Dillerin Şarkısı
5) Dostoyevski - Budala
6) Julie Otsuka - Tavan Arasındaki Buda
7) Charles Dickens - Oliver Twist
8) Kipling - İşte Öyle Hikayeler
9) Şçedrin - Bilge Kayabalığı
10) Gülten Akın - Kırmızı Karanfil
11) Yalçın Tosun - Dokunma Dersleri
12) Osman Cemal Kaygılı - Çingeneler
13) Sir Arthur Conan Doyle - Kızıl Dosya
14) Ferit Edgü - Do Sesi
15) Ferit Edgü - İşte Deniz, Maria
16) Ferit Edgü - Devam
17) Ferit Edgü - İlk Öyküler
18) Ferit Edgü - Doğu Öyküleri
19) Ferit Edgü – Çığlık
20) Ferit Edgü – Bir Gemide
21) Ferit Edgü - Av
22) Ferit Edgü – Leş
23) Sir Arthur Conan Doyle – Dörtlerin İmzası
24) F. H. Burnett Gizli Bahçe
25) Lucia Tumiati – Karlar Altındaki Ülke
26) R. F. Atwather - Boyacının Penguenleri
27) J. R. Tolkien - Noel Baba'ya Mektuplar
28) Karin Karakaşlı - Can Kırıkları
29) Tomris Uyar - Aşkın Yıpranma Payı
30) Charles Dickens - Bir Yılbaşı Öyküsü
31) Alexandre Dumas - Monte Cristo Kontu
32) Nazım Hikmet - Sevdalı Bulut
33) Mine Söğüt - Deli Kadın Hikayeleri
34) S. Anski - Dibbuk
35) Stefan Zweig- Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
36) Sir Arthur Conan Doyle - Baskerville'lerin Köpeği
37) Sir Arthur Conan Doyle - Korku Vadisi
38) Simon Garfield - Mektup
39) Roald Dahl - Benek Tozu ve Müthiş Sırlar
40) Jack Kerouac - Paris'te Satori
41) Doris Lessing - Anılar
42) Agatha Christie - Roger Ackroyd Cinayeti
43) Yevgeny Zamyatin - Biz
44) Vladimir Nabokov - Pnin
45) André Gide - Kalpazanlar
46) Stendhal - Kızıl ile Kara
47) Franz Kafka - Amerika
48) Stanisław Lem - Solaris
49) Georges Perec - Uyuyan Adam
50) Rainer Maria Rilke - Malte Laurids Brigge'nin Notları
51) Primo Levi - Bunlar da mı İnsan?
52) Fethiye Çetin - Anneannem
53) Primo Levi - Boğulanlar Kurtulanlar
54) Honoré de Balzac - Goriot Baba
55) Patrick Süskind - Güvercin
56) Italo Calvino - Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu
57) Mario Puzo - Baba
58) Joseph Conrad - Karanlığın Yüreği
59) Ivo Andrić - Drina Köprüsü
60) Berna Moran - Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış 1: Ahmet Mithat'tan A. H. Tanpınar'a
61) Jane Bowles - Açık Havada Bir Gün
62) Alexander Pushkin - Byelkin'in Öyküleri
63) Italo Calvino - Görünmez Kentler
64) Kazuo Ishiguro - Uzak Tepeler
65) William Shakespeare - Yanlışlıklar Komedyası
66) John Tiffany - Harry Potter ve Lanetli Çocuk
67) Carson McCullers - Yelkovansız Saat
68) Frederick Forsyth - Çakal
69) Truman Capote - Tiffany'de Kahvaltı
70) Alejandro Zambra - Belgelerim
71) Mikhail Bulgakov - Köpek Kalbi
72) Yaşar Kemal - Kuşlar da Gitti
73) Nikolai Gogol - Evlenme - Kumarbazlar
74) Fyodor Dostoyevsky - Ev Sahibesi
75) Roald Dahl - Dünya Şampiyonu Danny
76) Jeanette Winterson - Tutku
77) Jean Genet - Hırsızın Günlüğü
78) Johann Wolfgang von Goethe - Yarat Ey Sanatçı: Şiirler, Roma Ağıtları, Akhilleus
79) Roald Dahl - Çarli'nin Büyük Cam Asansörü
80) Orhan Veli Kanık - Yalnız Seni Arıyorum - Nahit Hanım'a Mektuplar

Beni Goodreads'ten takip ederek okuduğum kitapları, yorumlarımı ve değerlendirmelerimi takip edebilir, bu yılki okuma hedefimi görebilirsiniz. 😇

Takipte kalın!


Sevgiler! 💙

 ............................................................................................................................

Beni aşağıdaki adreslerden de takip edebilirsiniz! 👇



30 Aralık 2016 Cuma

Kitap İncelemesi: Jean Genet - Hırsızın Günlüğü


Künye:
Kitap Adı:  Hırsızın Günlüğü 
Yazarı: Jean Genet
Yayınevi: Ayrıntı Yayınları
Türü: Roman 
Ne Zaman Okudum?: 25 Aralık

Selam! 👋

Bir ara yeraltı edebiyatına epey merak salmıştım. O zamandan beri bu tür kitapları severek okurum. Jean Genet'in otobiyografik ögeler içeren Hırsızın Günlüğü kitabı ise bu kategoride yer almasına rağmen kalbimi çalamadı. 

Kitabı okuduktan sonra aklımdakiler uçup gitmesin diye Goodreads'e şöyle bir değerlendirme not yazıverdim:

"Yeraltı edebiyatı severim. Eskisi kadar sevmesem de severim. Ama Hırsızın Günlüğü... Okudum, okudum,okudum. Kimi zaman "Tamam, şimdi oldu. Harika gidiyor." dedim, bir baktım koptu her şey. Sonra ritmi yakalamak daha zor oldu. Hoş, Genet kendi de söylüyor niye, nasıl, neden yazdığını. Öyle bir kalıba sığmak için ayılıp bayılmadığını, uğraşmadığını. Saygı duyuyorum ama; bu dili, bu akışı da pek benimseyemiyorum. Hele ki ilk kez okuduğum bir yazarda.
Sartre sevmiş, ben sevemedim. Ne yapayım?"

Sanırım her şey yeterince özetlendi. 😎

Sevgiler! 💙

 ............................................................................................................................

Beni aşağıdaki adreslerden de takip edebilirsiniz! 👇



29 Aralık 2016 Perşembe

Kitap İncelemesi: Jeanette Winterson - Tutku


Künye:
Kitap Adı:  Tutku 
Yazarı: Jeanette Winterson
Yayınevi: Sel Yayınları
Türü: Roman 
Ne Zaman Okudum?: 16 Aralık

Selam! 👋

Vişnenin Cinsiyeti ile tanıştığım Jeanette Winterson'un "ilginç" bir yazar olduğunu düşünmüştüm kitap bittiğinde. Tutku'yu elime aldığımda da "farklı" bir hikaye okuyacağımı biliyordum.

Önce Napolyon safında yer alan bir askerin hikayesiyle başlayan, çok da ilginç olmayan ama akıcı, kuş gibi hafif ve merak uyandırıcı öykü, balıkçı babasından dolayı palet gibi birleşik parmakları olan ayaklarla doğmuş, kumarbaz bir afetin hikayesi ile bambaşka bir boyuta giriyor.💫

Hayaller, gerçeküstü olaylar, körü körüne yaşanan aşklar, bitmeyen, sonu ucu belli olmayan savaşlar ile örülmüş hikayede bu iki farklı insanın nasıl bir araya gelip yoldaşlık ettiğini, sonrasında nasıl ayrı düşüklerini okurken eminim siz de kendinizi olayların akışına kaptırıvereceksiniz. 📖

Öyle ki kitap bitip de başka bir kitaba geçtiğinizde sanki yeni izlediğiniz bir filmden sahneler gelecek aklınıza.

Hayatı, duyguları, gerçeküstü her şeyi sorgulamanıza neden olacak Tutku, belki de uzun zamandır aradığınız o "özgün" ve "farklı" kitap olabilir. 😊

Sevgiler! 💙

 ............................................................................................................................

Beni aşağıdaki adreslerden de takip edebilirsiniz! 👇



28 Aralık 2016 Çarşamba

Kitap İncelemesi: Roald Dahl - Dünya Şampiyonu Danny



Künye:
Kitap Adı: Dünya Şampiyonu Danny
Yazarı: Roald Dahl
Yayınevi: Can Çocuk Yayınları
Türü: Roman 
Ne Zaman Okudum?: 14 Aralık

Selam! 👋

Canım Roald Dahl'ın, muazzam çocuk romanı Dünya Şampiyonu Danny ile karşınızdayım!

Charlie'nin Çikolata Fabrikası, Matilda gibi kitaplarıyla ünlenen Roald Dahl, bana kalırsa dünyanın en iyi yazarlarından biri. Hele ki hem çocukların, hem de yetişkinlerin kalbini çalan kitaplara imza atan bir yazar olarak ona büyük saygı duyuyorum. Her kitabını çocukluğuma dönerek, heyecanla, gülümseyerek okuyorum. 🙊

Dünya Şampiyonu Danny adlı çocuk kitabı da benim için öyle oldu. Babası ile bir karavanda yaşayan ve araba motorlarına büyük ilgi duyan, doğayla iç içe, özgürce yetişen küçük Danny'nin, av meraklısı, açık görüşlü, sevgi dolu babası ile ilişkilerini, başına gelen komik ve heyecanlı olayları anlatan kitap, çok fazla alt metin içeriyor. Aile sevgisinin, özgürce, bir şeyler başararak büyümenin, iyi bir insan olmanın ve içindeki çocuğu hiç unutmamanın önemini vurgulayan kitabı ilkokul çağında bir çocuk da benim gibi kocaman bir yetişkin de severek, hissederek okuyacaktır. 😇

Not: Hala, yetişkinlerin neden çocuk kitabı okuduğunu anlamayanlar ya da çocuk kitaplarına bayılıp bu sevgilerini perçinlemek isteyenler Çocuk Kitapları Okumak için 5 Harikulade Sebep içeriğine mutlaka göz atsın! 😊

Sevgiler! 💙

 ............................................................................................................................

Beni aşağıdaki adreslerden de takip edebilirsiniz! 👇



27 Aralık 2016 Salı

2017′de Mutlaka Okuyacağım 20 Kitap

Selam! 👋

Kitap listesi yapmak, okuyacağım, satın alacağım kitapları listelemek benim hep yaptığım bir şey. Ancak bu sene farklı olarak kendime "mutlaka" okunması gereken kitaplar listesi yapmaya karar verdim. 

Elbetteki bir yılda 20 kitaptan fazlasını okuyorum. Ancak, önceliği artık vaktinin geldiğini düşündüğüm 20 kitaba vermeyi planlıyorum. Özetle 2018 yılı gelmeden aşağıdaki 20 kitabı okumuş olacağım. 💪

Kayıp Zamanın İzinde Serisi - Proust (7 Kitap)

Aslında ilk kitap, Swann'ların Tarafı'nı daha önce okumuştum. Ancak bu sene ilk kitabı da tekrar okuyup tüm seriyi bitirmek istiyorum. 

1. Swann'ların Tarafı



2. Çiçek Açmış Genç Kızların İzinde


3. Guarmantes Tarafı


4. Sodom ve Gomorra


5. Mahpus


6. Albertine Kayıp


7. Yakalanan Zaman


Yerdeniz Serisi - Ursula K.  Le Guin (6 Kitap)

Normalde çok fazla fantastik kitap okumuyorum. Ama iyi bir fantastik kitaba asla "Hayır." demem zira, hayal gücünün cömertçe kullanıldığı her esere sonsuz saygım var. Ursula K. Le Guin ile tanışmaya geç kalmış olabilirim. Yine de onunla gerçekten hazır olduğumda tanışmak, kitaplarını biraz daha "geç" okumak istediğim için "eksik" hissetmiyorum.

1. Yerdeniz Büyücüsü



2. Atuan Mezarları



3. En Uzak Sahil



4. Tehanu



5.Yerdeniz Öyküleri



6. Öteki Rüzgar




İnce Memed - Yaşar Kemal (4 Kitap)

Yaşar Kemal'in efsane romanı İnce Memed'i bu yıl daha fazla gecikmeden, daha da ertelemeden okumak istiyorum. Umarım, dilediğim gibi olur. 🙏



Decameron - Giovanni Boccaccioa (2 Kitap)

Giovanni Boccaccioa'nun kaleme aldığı ve tarihin ilk öykülerinin yer aldığı Decameron, sevgilimin kitapları ile birlikte kitaplığımıza yerleştiğinden beri bana göz kırpıp duruyor. Bu yıl onu mutlaka okumalıyım. 😊



Savaş ve Barış - Tolstoy 

Okumaktan çekindiğim kitaplardan biri Savaş ve Barış'ı artık bu yıl okumak, şöyle iyice hatmetmek istiyorum. 😍




Siz bu yıl hangi kitapları okumayı planlıyorsunuz? 😎😊

Sevgiler! 💙

 ............................................................................................................................

Beni aşağıdaki adreslerden de takip edebilirsiniz! 👇